İlim ve Fikir ve Direnişi

Yaklaşık iki asırdır İslam dünyasının farklı coğrafyalarının içinden geçtiği devirler izlendiğinde talihin hiçbir coğrafyada Müslümanların yüzüne gülmediği ortada.

Sadece topraklarımızı değil, ihtişamlı tarihimizi, büyük âlimlerimizi ve ilimlerimizi, fikrimizi, hikmetimizi büyük ölçüde kaybetmişiz. Daha da önemlisi İslam coğrafyasının farklı bölgeleri arasındaki siyasi, ticari ve ilmi bağ ve iletişimlerimiz de neredeyse kopmuş. Fakat her şeye rağmen tüm bu olanlardan umutsuzluğa kapılmayıp Müslümanların topraklarının, değerlerinin, ilim ve fikir mirasının müdafaasında aralıksız bir şekilde çalışanlar da olmuş. Direniş bazen güçlü bazen zayıf hep devam etmiş.

Bugün yaşadığımız zaman da geçen iki yüz yıl gibi İslam coğrafyasının kan revan içinde kaldığı ve yeni bir kaosun içine düştüğü bir zaman dilimi. Şüphesiz ki bunun bir veya birkaç sebebe indirgenemeyecek kadar çok çeşitli sebepleri var. Fakat en önemlilerinden biri olarak Müslümanların ilim ve fikir olarak istenen seviyede olmamaları, kendi ilim ve fikirlerine sahip çıkmamaları, dolayısıyla düşmanların hile ve desiselerini zamanında kavrayıp gereken cevabı verememeleri olarak gösterilebilir. Dolayısıyla bilginin oldukça büyüyüp geliştiği bu zamanda herkesin kendi bildiği alanda Müslümanların ilmî ve fikrî olarak gelişmesine katkıda bulunması gerekmektedir. İslam’ın ilim ve fikre verdiği değeri idrak ettiğimiz ve bu husustaki ayet ve hadisleri incelediğimizde bu gelişmeye katkıda bulunmanın bir lüks değil görev olduğu ortaya çıkacaktır. Aynı zamanda bu, ümmetin maslahatının daha fazla çiğnenmemesi bir tür direniştir.

Maddi ve teknolojik güçlerin/araçların etkisinin daha çok hissedildiği bu dönemde ilim ve fikir direnişinin değeri ve öneminin yeteri kadar anlaşılmadığının farkına varmak durumundayız. İlim ve fikir sorunu çözüldüğünde Müslümanların sorunlarının tümünün ortadan kalkacağı iddiasında da değiliz. Fakat bu alandaki direnişin diğer alanlardakilerden daha az önemli olmadığını söylüyoruz. İlim ve fikir direnişinin güçlü olduğunda düşmanlarımıza kolay lokma olmayacağımızı, bizi diğer alanlarda mücadeleye girmekten alıkoyan alçaklık komplekslerinden kurtulacağımızı ve boş hayaller peşinde zaman ve enerji kaybından kurtulacağımızı söylüyoruz. Bu alanının taliplerinin de az olduğunun farkındayız. Ama her hâlükârda az da olsa ilim ve fikir direnişine devam edenlerle burada zaman zaman bilgi ve düşünce paylaşımı yapacağız. Hz. Peygamber’in (sallellâhu aleyhi ve sellem) şu hadisinin “ Kim Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsa ya hayır söylesin ya da sussun” fehvasınca kendi sığınağımızda, hayır olduğuna inandıklarımızı yazacağız. Bu hayır söyleme kapsamında ilgi alanımızda olan ilimler ve takip ettiğimiz kaynaklarda doğru ve faydalı olduğuna inandığımız bilgileri ve fikirleri bu konulara ilgi duyanlara ve merak edenlere ulaştırmak, günümüz dünyasında olan biteni anlamaya çalışmak adına bazı bilgi ve düşünceleri bazen naklederek bazen de işlenmiş bir şekilde burada paylaşacağız. Bu paylaşımlarında kendimize ait bir yerde/mekânda olmasını istediğimiz için böyle bir mecrayı tercih ettik. Zira insanın kendisini rahat ve özgür hissettiği, başkalarına ve başkalarının gündemine bağımlı olmadığı bir mekânının olması güzeldir. Hedeflediklerimize ulaşamasak da bu yolda olmak adına Bismillah diyoruz. Allah (cc.) hedeflediklerimize ulaşmayı ve Müslümanlara faydalı olmayı bize nasip etsin.

Ve mâ tevfîkî illî billâh